Welcome to !

     Al Bayrak


     Atatürk


Büyük Önder


     İlker Başbuğ


Ordumuzun Başbuğ'u


     Rauf Denktaş


Ender Rastlanan
Devlet Adamı


     Bekir Akoğul


     Açık Mektuplar


- 1. Açık Mektup
- 2. Açık Mektup


     İçerik

- 12 Eylül
- Fotoğraf Albümü
- Videolar
- Abide Şahsiyetler


     Fikir Yazıları

22 Temmuz 2007 Seçimleri ve M.H.P.

Türk Milliyetçiliğinin Radikal Siyasal Programı

Türk Milliyetçiliğinin İdeolojik Yapılanması

Türk Milliyetçiliğinin Durum Tespiti

Türkiye'de Kriz

Büyük Orta Doğu Projesi ve A.K.P.

21.Yüzyılda Türk Milliyetçiliği ve Cumhuriyetin En Uzun On Yılı

Dava Adamlığı!

Rüşvet Bir Meslektir!

Gövde Ya da Değer Adamı Olmak!

Hareket Vazgeçilmezlerine Saygı Göstermelidir

Davaları İyi Olduklarına İnananlar Öldürür

Ülkücü Düşünür ve Yazarların Sorumlulukları

Türkçülük ve Türk Birliği

Yahudiler

30 Ağustos Zaferi'nin Doğuşu

7 EKİM Darağaçlarında Can Veren Şehitlerimizi Anma Günü

Cumhuriyet Nasıl İlan Edildi?

EKLEMELER DEVAM EDECEKTİR...


     Ülkücü Kalemler
Ahmet Yılmaz
ahmetyilmaz@ankara.tc

Milletsiz Devlet Milliyetçiliği!
Bekir Akoğul
bekirakogul@gmail.com

VATAN BİR BÜTÜNDÜR.
Özgür Çelik
bilgi@ozgurcelik.org

Geciken ve ihmal edilen Milli Felsefe (1)
Recep Küçükizsiz


Mustafa'm bir bakı ver..
Ziyaretçi Yazar


NEDEN EVET...

     Mehmetçik Vakfı


T.S.K. Mehmetçik Vakfı


     Türkmen Cephesi


Irak Türkmen Cephesi


     Basın ve Medya


BengüTürk



Yeniçağ TV



Ata TV


Yeniçağ Gazetesi


Ortadoğu Gazetesi


Art Avrasya TV


     Bağlantılar

- Ali Güngör
- Ötüken
- Ülküm
- Yusufiye
- Yalnız Kurt
- Türk Gündem
- Başbuğ.Net
- Ali Kınık
- Lünen Ülkü Ocağı
- F. Kaya Kuzucu
- Araz Elses
- Hasan Sağındık
- M.H.P.
- Abdullah Çatlı


     Arama



     Fotoğraflar

ozan_109.JPG
ozan_109.JPG

DSC04927.JPG
DSC04927.JPG

DSCF1391.JPG
DSCF1391.JPG

Photo Gallery

     Bozkurtlar


Yusufiyeli Bozkurtlar -1-

Yusufiyeli Bozkurtlar -2-

Yusufiyeli Bozkurtlar -3-

Yusufiyeli Bozkurtlar -4-

Yusufiyeli Bozkurtlar -5-


     Site İzlenimi
Şu ana kadar
766870
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Haziran 2008

     İrtibat

- Bekir Akoğul
ve
Site Ekibi


SEVD??? ?ARKILAR

FİKİR YAZILARI

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN RADİKAL SİYASAL PROGRAMI

Türkiye'nin Irak-Kıbrıs-AB-IMF sürecinde içine itildiği stratejik kıskaç, ülkemizin, Cumhuriyet'in kurucu ideolojisi olan Türk milliyetçiliğinin iktidarına, Mustafa Kemal Atatürk devrinin fikrî ve ruhi yapısına ne kadar ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gösteriyor. Ancak, Türk milliyetçiliğininin bugün içinde bulunduğu fikri-ruhî bunalım süreci Türk milliyetçiliği ne aydınlarını Türk halkının büyük bir kısmı için ne yazık ki bir umut olmaktan çıkarmıştır.

Uzunca bir süreden bu yana Türk milliyetçiliğine musallat olan fikri ve ruhî pasifizm/ılımlılık, Türk milliyetçiliğinin gündemini belirliyor. Kısaca atalet, korkaklık, ürkeklik gibi ruhi bir tavrın ve Türk milliyetçiliğini gerçek zemini üzerine yerleştirememenin sonucu olan bu tutum, Türk milliyetçiliğinin sahip olduğu politik dinamizmin ortaya çıkmasını engellediği gibi Türk milliyetçiliğinin ideolojik gelişimini de engelliyor.

Bu fikri ve ruhi tutum; Türk toplumunun en dinamik, en zinde ve en mücadeleci unsurları olan Türk milliyetçilerinin adeta ruhunu çalmakta, içlerini boşaltmaktadır. Türk milliyetçilerini eylemden kopartmaktadır.

Söz konusu pasifizm/ılımlılık hastalığının kökeninde, Türk milliyetçiliğini "evcilleştirmek", "sistem ile uyumlu hâle getirmek" sistemin uslu ve beğenilen küçük çocuğu yapmak kaygısı vardır. Pasifist/ılımlılık hastalığının kökeninde bir yandan Türk milliyetçiliği ile sağlam bir ideolojik ilişki kurulamaması öte yandan ise "derin devletin" darbesini yemekten, ikinci bir 28 Şubat yaşayarak "Erbakanlaşmaktan" duyulan kemiklere kadar işlemiş bir korku vardır. Korku ile iktidara talip olunmaz, korkarak da iktidar olunmaz.

Oysa, Türk milliyetçiliğinin gerek ideolojik gerek politik olarak içine sokulmak istendiği pasifizm/ılımlılık, hem tarihsel ve ideolojik olarak hem de günün politik şartları açısından da Türk milliyetçiliğine aykırıdır. Türk milliyetçiliği ortaya radikal bir siyasal eylem programı ve uygulaması olarak çıkmıştır.

Türk milliyetçiliğinin en radikal eylemi Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni ortaya çıkaran Türk Devrimi'dir. Türk milliyetçiliğinin ikinci radikal evlemi ise Kurtuluş Savaşı'mızın kutsal sonucu olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlık ve varlığını koruma mücadelesi olan Ülkücü Hareket olmuştur.

Ancak, Türk milliyetçiliği, radikalizm adına radikalizm hastalığına tutulmuş politik bir süreç değildir. Bir doktorun hastasına verdiği tedaviyi hastalığın türü ve ağırlığı belirler. Eğer hastanın tutulduğu illet aspirin tedavisi ile geçecek ise doktorun radikal bir müdahale olan ameliyatı gerçekleştirmesi söz konusu olmaz. Ancak, hasta ağır bir hastalığın pençesinde ise doktor radikal tedavi şekilleri olan ameliyat, kemoterapi gibi tedavi biçimlerine yönelir. Doktorun aspirin tedavisi uygulaması, onu ılımlı yapmadığı gibi ameliyat ile hastalığı gidermeye çalışması da onu radikal yapmayacaktır.

Türk milliyetçileri de radikal olmak adına radikal düşünce ve eylemler geliştirmemişlerdir. Türk milliyetçilerinin tedavi etmeye talip oldukları hasta Türkiye, ağır hasta olduğu için, çok ağır sorunlarla karşı karşıya olduğu için, Türk milliyetçileri, Cumhuriyet'in kuruluşundan, Gümrük Bakanlığı döneminde Gün Sazak'a kadar uzanan süreçte, gerekli olan radikal politikaları geliştirmişler ve başarı ile uygulamışlardır.

Bu çalışmanın değişik noktalarında Türk milliyetçiliğinin üretmesi gereken radikal politikalar yaklaşımı, Türk milliyetçiliğinin radikallikten ne anlaması gerektiği sorusuna tartışmalara meydan vermemek için çok açık bir cevap verilmesini gerektirmektedir. Bu konu ile ilgili olarak çok büyük bir berraklık ve netlik içinde olmalıyız. Son dönemde radikallik başlı başına "kötü" tanımlaması çerçevesine alındığı için radikal politik çözümler yerine çürümüş sistemle uyumluluk veya ikinci Cumhuriyet çözümleri bir erdem olarak sunulmaktadır. Oysa radikal politikalar boşuna bir radikalliğin değil, durumun gereğinin sonucu ise radikal politikalar üretmek ve uygulamaktan başka çare yoktur.

Bu çerçevede bugün yaşadığımız Türkiye'ye baktığımız zaman gördüğümüz husus; bu ülkenin ağır bir ekonomik, politik, sosyal hatta ahlâki bir buhran geçirdiğidir. Siyasal hareketlerin bu ağır hasta olan Türkiye için önerdiği tedaviler, siyaset dili ile politikalar olmalıdır. Esasen, siyasal partilerin varlık nedeni de budur.

1919'da Türkiye'nin kaderine el koyan Türk milliyetçileri, Türkiye'ye manda önerisinde bulunan aydınları ve devlet adamlarını İstanbul'un karanlıklarına gömerek Anadolu'da bağımsızlık ateşini yakarken, Türkiye'ye, Türk milletine radikal bir çözüm önermişlerdir: "Ya İstiklâl ya Ölüm". İstanbul buna inanmamıştır. Bir çok aydın, subay, gazeteci, Ankara'daki Türk milliyetçilerini maceracılıkla, bugüne tercümesi radikallikle suçlamıştır. Ancak, Türk halkı, kendisine bağımsız yaşama seçeneği ile ölüm arasında bir seçiım ortaya koyan Türk milliyetçilerini tercih etmiştir. Sonuç, yurttaşı olmaktan gurur duyduğumuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Türkiye Cumhuriyeti, Türk milliyetçiliğinin eseridir.

Atatürk'ün ölümünden sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten siyasal elit, Türk milliyetçiliğini bir siyasal eylem programı olarak uygulamaktan vazgeçmiştir. Türk milliyetçiliğinin bir siyasal eylem programı olarak Türk milletinin önüne konması için 1965'e kadar beklemek gerekmiştir. Bu tarihte, CKMP yönetimini ele alan ve siyasal yaşama ilk adımını bir ihtilâl önderliği ile atan Alpaslan Türkeş ve kendisi gibi ihtilâlci Türk milliyetçileri olan arkadaşları, Türk milletinin önüne "Müreffef ve Kuvvetli Türkiye için CKMP Programı"nı koymuşlardır. Programı okuyunca, Türk milliyctçiliğinin bu yeni siyasal liderinin Türk milletine, devletin ve toplumun yeniden yapılandırılması gerektiğini söyleyen bir programı, radikal bir tedaviyi önerdiği görülmüştür. Türk milliyetçiliğinin yeni yorumu olan 9 lşık'ın içine sindirildiği program esasen Türkiye için Türkeş'in önerdiği radikal tedaviyi de soyut bir çerçevede bırakmamakta, yapılması gerekenleri teker teker anlatmakır. Bunu, "Milletin ve Devletin Yeniden Teşkilatlandırılması" başlıklı 19 maddede görmekteyiz: a) İdarî reform, b) Topyekün mesleki ve teknik eğitim, c) Tarım ve toprak reformu, d) Endüstrileşme, e) İş ve üretim seferberliği, f) Yerleşme ve yaşama düzenin tanzimi ile gerçekleşecektir" denmektedir.

Programın 45. maddesinden 254. maddesine kadar adım adım devletin ve milletin yeniden örgütlenmesinin nasıl gerçekleştirileceği anlatılmıştır. Başbuğ Türkeş'in Türkiye'ye yeni bir şekil vermeyi hedefleyen Türk milliyetçiliği programı sadece parti programına değil, bütün bir parti yayınına, gençliğe bir anda nüfuz etmiş, onları cezbetmiştir. Türk milliyetçilerinin Türk milletine sunduğu bu büyük dönüşüm programı, dönemin entelektüel yaşamı üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışan sosyalist solu bile önce şaşkına uğratmış, sonra bu programa "romantik" bir program suçlaması yapılmıştır.

Ancak, Türk milliyetçiliğinin sağlıklı demokratik koşullarda programını Türk milletine anlatması, 1960'ların sonundan itibaren Türkiye'ye karşı geliştirilen dolaylı saldırı ve örtülü istilâ ortamında ne yazık ki gerçekleşmemiştir. Bu saldırının karargâhları olarak Türk üniversiteleri seçilmiş, Türkiye'nin geleceğini temsil eden Türk gençliğinin beyni yıkanmış, Marksist mankutlar, yani beyni yıkanmışlar yapılması hedeflenmiştir. Bu amaçla öncelikle Türk milliyetçilerinin üniversitelerden atılmasına çalışılmış, beyni yıkanmış Türk gençleri, Türk milliyetçisi gençliğin üzerine saldırtılmıştır. 1968-1980 arası Türkiye için acı yıllardır. Gerçekleşmesini Türk milliyetçilerinin asla arzu etmediği üzücü olaylar yaşanmıştır. Ancak, bu süreç içinde Türk milliyetçileri Türkiye'nin nefsi müdafasını temsil etmişlerdir. Türk ülkücü hareketinin direnişi olmasa idi, Türkiye'nin Afganistanlaşmasını engellemek mümkün olmayacaktı. NATO'nun Soğuk Savaş süreci içindeki varlığı bile sokakları, meslek grupları, okulları/üniversiteleri komünistleşmiş bir Türkiye'de çok işe yaramayacaktı. 100 sene sonra, Türkiye tarihini yazan tarafsız tarihçiler ülkücü hareketin bu konumunu çok daha açık bir dille belirlemek durumunda kalacaklardır.

Ancak, Türk milliyetçilerinin radikalizmi, 1965-1980 arasında içine çekilmeye çalışıldıkları çatışmada Türkiye'nin nefsi müdafasını temsil etmelerinde değil, ortaya Türkiye için koydukları programda aranmalıdır. Bugün Türkiye 1970'li yıllardan daha ağır bir buhran geçirmektedir. Türk milliyetçiliği, 1965'te olduğu gibi şimdi Türkiye'nin 21. yüzyıla güçlü bir ülke olarak taşınması için 1900'lerden başlayıp bir yüzyılı aşan birikimden hareketle ideolojik yenilenmeyi gerçekleştirmek "milletin ve devletin Cumhuriyet'in kuruluş esaslarına sadık kalarak yeniden örgütlenmesini sağlamak zorundadır. Topyekün bir tedaviyi öngören bu yaklaşım radikal olmalıdır.

"Ülke ve ulusların bugünü için umut yarını için umut kaynağı olan gençlik ayni zamanda, bir devletin devamlılık konusundaki güvenidir. Önemi büyüktür yücedir." (Türk Gençliği İçin CKMP Hizmet Programı) Bu anlayış çerçevesinde, radikal bir Türk milliyetçiliği topyekün tedavi programı içinde Türk gençliğinin alması gereken yer, üniversiteler, kütüphaneler, lâboratuvarlar, dil kurslarıdır. Türkiye'nin yeniden yapılanması buralardan geçecektir.

Öte yandan pasifizm/ılımlılık hastalığının Türk milliyetçiliğinin gündemine bir dogma olarak hâkim olmasından sonra, milliyetçileri ülkemizin ve milletimizin çok ağır sorunlarla karşı karşıya olmasına rağmen, bu hastalıkların üstesinden gelecek radikal çözümler önermekten, geliştirmekten âdeta korkmuşlardır. Türk milliyetçiliği silikleşmiş, doğrularını yitirmiş, Avrupa Birlikçi bir Batıcılığa kaymıştır. Türk milliyetçiliği siyasal bir program olmaktan çıkmış/çıkarılmış ve Türkiye Brezilya futbol maçında bayrak sallama şeklindeki bir amigoluğa indirgenmiştir.

Türk milliyetçiliğinin ideolojik dirilişi ve yenilenmesinin önündeki mevcut hareketin ruhuna sinen "ılımlılık hastalığı" kaldırılmadan ideolojik dirilişin gerçekleşmesi çok zordur. Çünkü, bu ruh hâli, Türk milliyetçiliğinin, Türklüğün ve Türkiye'nirı 21. yüzyılın başında karşı karşıya olduğu ağır sorunlara radikal ve gerçekçi çözümler üretmesini engellemektedir.

Bu ruh halinin tasfiyesi, Türk milliyetçilerinin ortak görevidir. Her Türk milliyetçisi, Türk milliyetçiliğinin her şeyden önce bürokratik kalıplar içerisine sıkıştırılamayacak bir hareket olduğunun bilinci ile Türk milliyetçiliğini sahip olduğu tarihe, sahip olduğu politik geleneğe, bu politik gelenek içinde yetişen fikri önderlere sahip çıkması için çalışmalıdır.

Bu ruh halinin ve politik duruşun tasfiyesi, Türk milliyeçilerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türklüğün menfaatlerine karşı gerçekleşen her politik, ekonomik, kültürel eyleme karşı duruş sürecini bir birey olarak başlatması ve başlatmayanlardan hesap sorması ile gerçekleşecektir. Türk milliyetçileri artık Türkiye için ideolojik yenilenme süreci içinde radikal çözümler üretmek zorundadırlar. Kaybedecek zaman yoktur.

Türkiye, Türk milletinin elinden alınmaya çalışılmaktadır. Türk milliyetçileri en kısa zamanda halkın büyük çoğunluğunu arkalarına alarak, Türkiye Cumhuriyetini 21. yüzyıla taşımanın mücadelesini vermek zorundadurlar. Zafer, ancak zafere inananlarındır.

Prof. Dr. Ümit Özdağ

GERİ


     Gökbayrak


     Başbuğ


Gittin Gideli Bir Tuhafız


     A. Türkeş Vakfı


Alparslan Türkeş Vakfı


     İnancımız


- İslamiyet
- Kuran'ı kerim


     Kuran Dinle


Sesli Kuran Dinleyin


     Hadis

     Ülkücü Şehitler


Yüreğimize Gömdüklerimiz


     9 Işık


9 Işık


     Ozan Arif


Yol Başçımız


     Türkiye Enstitüsü


21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü


     Ümit Özdağ


Prof. Dr. Ümit Özdağ


     Milli Davalarımız


- Doğu Türkistan
- Kerkük
- Kıbrıs
- Kırım
- Karabağ
- Batı Trakya
- Çeçenistan


     Anket
A.TÜRKEŞ VAKFI hakkında görüşleriniz.

Geç bile kalındı.
Destekliyorum.
Bu saat'te VAKFA ne gerek vardı.
Dünya durdukça TÜRKEŞ ismi yaşatılmalıdır.
Vakfa nasıl faydalı olabilirim.
2010 Vakıf hangi aktiviteleri yapacak.
Maddi manevi VAKFIN destekcisiyim.
Böyle bir vakfın varlığını ilk defa duydum.
VAKFIN faydalı olacağına inanıyorum.



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy 233

     Ocak


     Günün müziği

MÜZİK DİNLE


     ARŞİV'DEN
22.08.10
· KISSADAN HİSSE...
19.08.10
· AKP işte eseriniz...
15.08.10
· YUSUFİYELİ ÜLKÜCÜLER GENEL BAŞKANI...
· BİR ŞİİR....
· OSMAN PAMUKOĞLU,da ''HAYIR'' diyecek..
14.08.10
· ANALAR DAHA FAZLA AĞLAMASIN DEDİ..
10.08.10
· AYDINLIK BİR TÜRKİYE İÇİN...
· Nevşehirden seslendi.
13.07.10
· Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a..
10.07.10
· ''KAHPE OYUNLARI BOZACAĞIZ''.
07.07.10
· 10'lar Rahatsız....
· ''YILLAR SONRA BEKLENEN O ÜLKÜCÜ TAVIR''
01.07.10
· MHP Eski millet vekili. Ali Güngör
30.06.10
· Hastalıklı Erdoğan..
25.06.10
· ''HÜKÜMET İFLAS ETMİŞTİR''
23.06.10
· BİR ŞİİR....
22.06.10
· Hele eşşeklere hele..
20.06.10
· ''T.B.M.M mensupları Kandile gitmeli''..
· ÖNLEM ÖNERİLERİ...
· Terör örgütünün hamisi de başbakandır.''
19.06.10
· SON GÜNLERDE ARTAN TERÖR ÜZERİNE...
13.06.10
· EN SON KÖŞE YAZIM....!
· Basın açıklaması...
02.06.10
· Şok teröre karşı alınması gereken şok önlemler (Prof. Dr. Ümit Özdağ)
31.05.10
· Yandaşlarınla birlikte ''KAHROL İSRAİL''.
29.05.10
· TARİHİ BİR GERÇEK...
· Fethi'nin 557'nci yıl dönümü kutlu olsun..
27.05.10
· 30 Yıl oldu Onu yolcu edeli.
24.05.10
· Asıl mesele bu ikili..
22.05.10
· ADRESE TESLİM...DUYURU...

Eski Haberler




Web site engine code is Copyright © 2003 by PHP-Nuke. All Rights Reserved. PHP-Nuke is Free Software released under the GNU/GPL license.
Sayfa Üretimi: 0.167 Saniye