 |
| Al Bayrak |  |
| Atatürk |  |
| İlker Başbuğ |  |
| Rauf Denktaş |  |
| Bekir Akoğul |  |
| Açık Mektuplar |  |
| İçerik |  |
| Fikir Yazıları |  |
| Ülkücü Kalemler |  |
|
Ahmet YılmazBekir AkoğulÖzgür ÇelikRecep KüçükizsizZiyaretçi Yazar | |
| Mehmetçik Vakfı |  |
| Türkmen Cephesi |  |
| Basın ve Medya |  |
| Bağlantılar |  |
| Arama |  |
| Fotoğraflar |  |
| Bozkurtlar |  |
| Site İzlenimi |  |
Şu ana kadar 766852 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Haziran 2008 | |
| İrtibat |  |
|  |
SEVD??? ?ARKILAR
FİKİR YAZILARI
ÜLKÜCÜ DÜŞÜNÜR VE YAZARLARIN SORUMLULUKLARI
Kira, kiralık, kiralamak ya da kiralanmak kelimeleri itici ve
soğuktur. Kiralamak kavramanın içinde ya size ait bir şeyi bir başkasına, ya da
bir başkasına ait bir şeyin size bir çıkar karşılığında tahsisi söz konusudur.
Kiralamak kavramı önce geçiciliği, sonra da bağlayıcı, sınırlandırıcı,
yönlendirici ve denetleyici bir tahakkümü bünyesinde taşır.
İtiraz vatandaşın oyunun, aydının kaleminin, müminin imanının ve siyasetçinin
bağlılığının sağlanan çıkarlar karşısında kiralanmasınadır.
Toplumlara ve davalara en büyük zararı, sağlanan -ya da sağlanması umulan-
herhangi bir çıkar karşılığında vicdanını kiralayanlar verir. Onların görevleri
bağladıkları ya da bağlandıkları kişiler için sanal bir dünya yaratmaktır. Onunu
için de gerçeği, doğruları ve değerleri eğip bükmekte ve allayıp pullamakta bir
sakınca görmezler.
Hayat anlayışlarını maddeperestlik, tenperestlik, makamseverlik üzerine kurmuş
olan pozitivistlerin; makam, mansıp ve çıkar karşılığı davranmaları doğaldır.
Kendisini madden besleyenleri, -inanmasalar da, gerçeklere uymasa da- beslemek
onların işidir. Gerçek anlamda idealistlerin materyalistlerden farkı bu noktada
ortaya çıkar. Fiyatı olmayan kişilere idealist denir. Onun için idealist yazar
ve düşünürler çıkar endeksli davranamazlar.
Vicdan ile cüzdan çelişkisi karşısında vicdanının sesini öncelik vermeyen kişi
idealistlik vasfını kaybeder.
Bu bağlamda da ülkücü bir yazar öncelikle vicdanına karşı sorumlu olup; idea'ya,
vatana, gerçeklere ve değerlere sadakatle görevlidir. Ülkücünün ülküye sadakati,
kendisini kendisi yapan kimliğine duyduğu saygıyla ilişkilidir. Ülküye sadık
olmayanlara -hiçbir çıkar söz konusu olmasa bile- sadakat göstermek ülkücü
ahlakı değil, olsa olsa köle ahlakı olur.
Ülkücü aydın, inançlarının ve vicdanının gereğini yaptığı ölçüde bu kavrama
layık olur. Patronu ya da yönetimi üzmemek için ülkücü sıfatını kullanan
aydınlar gerçekleri çiğnerlerse, -eninde sonunda- gerçekler tarafından kendileri
de çiğnenirler.
Birilerini üzmemek için ağzı büzmek aydın tavrı değil, uşak tavrıdır. Bir
düşünür bir şeylere ram olarak, felaketi zafer, habbeyi kubbe göstermek gibi
türedi bir tavır gösteremez. Zira olanı kutsayan, mevcudu yücelten bir anlayış
geliştirmez, köreltir. Aksine aksaklıkları, yapıl(a)mayanları, gözden kaçanları,
yanlışları ve sapmaları ortaya koymak ve yetkilileri gerekli tedbirleri alması
için ikaz etmek gibi bir görevi vardır.
Kalem erbabı birleştirmek yerine ayıran, tartışmak yerine buyuran tavrı
alkışlayamaz. Aynı dava sahipleri, beyinlerin bir yerde gövdelerin ise başka bir
yerde olmasını makbul göremez ve gösteremezler.
Kişiler belki de, kendilerinin mülkünde olan bir şeylerden vaz geçebilirler ama
hiç kimsenin bir tek ülkücüden vaz geçme hakkı olamaz. Birleştirmek, bir araya
getirmek, toplamak, toparlamak öndekilerin ve önderlerin görevidir. Sen-ben,
biz-siz, içerdekiler-dışarıdakiler türünden dışlayıcı bir tutum özürlü bir
tutumdur. Bir kardeş adına kimse diğer bir kardeşi feda edemez. Bu hareketin her
ferdini değerli görmek ve hiçbirisine yazık etmemek gerekir.
Ülkücü aydın, düşünür ve kalem erbabı hareketin yükselmesi ve yücelmesi için
fikir ve görüş üretir, yol gösterir. Şu veya bu çıkar gurubu için kendisinin
kullanılmasına izin vermez. Onun için de insanları ayırıcı, ihtilafları
derinleştirici ve hareketi bölücü davranışlardan süratle kaçınır. Kimse "gerçek
benim", "ideal benim", "doğru tekelim" diyemez.
Ülkücü düşünür ve yazar; çıkar, grup, ihtilaf ve klik tartışmalarının içinde
olamaz. O, olsa olsa herkese eşit mesafede olur. Katalizör rolü oynar, o sisteme
girmez fakat sistemi etkileyerek hareketin birlik ve bütünlük içinde yol alması
için caba gösterir.
Vatan toprakları dahil, milli ne varsa hepsini babalar gibi satmaya hazır olan
bir iktidardan Türkiye'yi kurtarmak için halkın önüne bir şeyler koymak yetmez
aynı zamanda güçlü bir beraberlik de koymak gerekir. Birbirleriyle uğraşan,
enerjisini kendi içine yönelik ihtilaflarla tüketen ve kendi arasında mutabakat
sağlayamamış görüntüsü toplumsal sinerji yaratacak bir görüntü değildir. Üzerine
düşeni yapmayanlar tarih önündeki sorumluluktan kurtulamayacaklardır.
Özcan Yeniçeri
15.08.2006, Yeniçağ Gazetesi
GERİ
|  |
| Gökbayrak |  |
| Başbuğ |  |
| A. Türkeş Vakfı |  |
| İnancımız |  |
| Kuran Dinle |  |
| Hadis |  |
| Ülkücü Şehitler |  |
| 9 Işık |  |
| Ozan Arif |  |
| Türkiye Enstitüsü |  |
| Ümit Özdağ |  |
| Milli Davalarımız |  |
| Anket |  |
| Ocak |  |
| Günün müziği |  |
|

MÜZİK DİNLE
| |
| ARŞİV'DEN |  |
| 
|