|
SEVD??? ?ARKILAR
FİKİR YAZILARI
DAVALARI İYİ OLDUKLARINA İNANANLAR ÖLDÜRÜR
Gerçek anlamda iddiaları, idealleri ve inançları olanları; ne
küreselciler ne de küreyiciler kazıyabilir. İnançlarının peşinde gitmesini
beceremeyenler gerçekte inançsız olduklarından operasyonlar ancak onların
üzerinde yapılabilir. Kaybetmek yalnızca inançsızların ve iddiasızların
karşılaştıkları bir akıbettir. Küllerinden doğmayı göze alamayanların
ideallerden bahsetmek gibi bir hakkı yoktur!
Gelecekle randevusu olanlar bugünün dayatmalarına yüz vermezler. Değerlerle
yoğrulmuş insanların değer satmak ya da değer satın almak gibi bir arzuları
olmaz. Bunu mazisini pazarlamaktan başka marifeti olmayanların anlamaları
imkânsızdır. Rahat yaşamaya alışmış, hiçbir ilke ve dizgin tanımayan zevkçilik
ideolojisinin unsurları için hayat bir alış verişten ibarettir. Ne kadar zevk
verirsen o kadar alırsın!
Güne tutunmak, günü yaşamak, günün adamı olmak, günü yemek onların davranış
biçimidir. Onlar asla bir gün, günün de döneceğinin hesabını yapmazlar. Bir gün
ansızın gün döndüğünde de onlar günden de daha hızlı bir dönüş yaparlar. O öyle
bir dönüştür ki, bu dönüşleriyle yalnız kendilerinin değil karşılarındakilerin
de başını döndürürler.
Bunun nedenleri vardır: Kaybedecekleri çok şeyleri vardır ve onlar için
kaybetmemek her şeydir. Ruhun, canın, anlamın ve yaşamın ta kendisidir. Her
şeylerini mevcut statülerine, makamlarına ve sahip olduklarına borçlu olanlar,
onları kaybetmemek için her türlü zilleti sineye çekerler. Yenilgileri zafere
dönüştürmek gibi bir kültürleri gelişmemiştir. Yenilgileri zafere dönüştürmesini
bilmedikleri için de kendilerini yenilgiden koruyacak efendilere ihtiyaç
duyarlar. Efendinin yerli ya da yabancı, Müslüman ya da Hıristiyan olması hiç
fark etmez. Yeter ki çıkarlarını koruyacak birisi olsun. Himaye talep eden,
mandacılık arzusu gösteren, emre amade bir kimlik böyle bir iklimin ürünüdür.
Gerçek idealistler sıradanların çıkarları için tapındıkları değerleri
parazitlerin suratına çarpmakla yetinmez aynı zamanda onları çamura bulayarak
tehlikeli parıltılarını da yok ederler. Böyle bir tavır; her şeyini davasına
vermesine karşın karşılığında hiçbir şey talep etmeyen idealist tavrıdır. Bu
insanlar, bazı değerlerin bedelinin olmadığına inanmışlardır. Bu tür tavırlar
kapitalist ve popüler fahişeliğin girdabına düşmüş olanlar tarafından hem
yadırganır hem de anlamsız bulunur.
Anlam ve değer peşinde ömür heba edenlerin yenilgileri hep zaman karşısında
olmuştur. Davaları iyi olduklarına inananlar öldürür. İyi olduğuna inananlar
kendilerini yenilemezler ve sürekli tekrara düşerler. Bu anlamda sürekli
değişen, dönüşen ve ilerleyen dünyayı yeniden yorumlamayı ve icat etmeyi
beceremezler. Gerçeklerin dışında kalanlar gereklerin dişlileri arasında
ezilirler.
Bir zamanlar, ideallerin enerji santrali olan yapıların bugün metruk hale
gelmesi bu yüzdendir. İdeallerin içlerinin boşalması, moral kaynağı çatıların
yavaş yavaş çökmeye terk edilmesi ve bir zamanlar milli olan davaların
dillendirildiği kürsülere kargaların yuva yapması da bu yüzdendir.
Özcan Yeniçeri
08.08.2006, Yeniçağ Gazetesi
GERİ
|