
GÖNÜLLERİ BİRLEŞTİREN MEKTUBUNA BAKIŞIM ..!
(2. açık mektup)
Muhterem gönüldaşlarım can ülküdaşlarım.
M.H.P’mizin kuruluşunun 40. yılı olması münasebeti ile sayın Devlet Bahçeli
tarafından tüm ülkücüleri kucaklayan çok anlamlı bir mektup yazıldığını duydum
ve okudum.
Bu mektubun kaleme alınmasındaki asıl maksadın küsmüş veya
küstürülmüş ihraç edilmiş veya kendi insiyatifinde teşkilatlardan bir şekilde
çekilmiş ülkücüleri tekrar kucaklamak ve harekete kazandırmak onlara; Ülkücü
olduklarını Türk olduklarını Bozkurt olduklarını tekrar hatırlatmak olduğuna
inanmıştım.
Bu mektubu yazmakla Genel merkezimizdeki yöneticilerimizin 12 yıldır bilerek
veya bilmeyerek yapmış oldukları, irili ufaklı bazı hataları geçte olsa onlarda
anlardır diye düşündüm. Türkiye’yi sahipsiz ve çaresiz zanneden hayinlerin
vatanımızda kol gezdikleri adeta cirit attıkları şu günlerde gemiyi kurtarmak
için ve yapılan bunca yanlışlara artık bir son verme adına dümene geçen,
MİLLİYETÇİ HAREKETİN Genel başkanı böyle anlamlı bir mektubu küstürdüklerine
partiden ihraç ettiklerine ve herne sebeble olursa olsun; ‘Ocaklara dahi
gelmeyenlere’’ Ocaklarımızdan kaydı silinip ihraç ettiklerine göndermek için
kaleme almış olduğuna inandım; Mektubu ilk okuduğumda nasıl sevindiğimi
yüreğimin ülküde birlik adına harekette beraberlik adına Türkiye’ye sahip çıkma
adına nasıl çarptığını inanın sizlere anlatamam.
Hatta genel başkan sonunda kendisine yakışanı yaptı evet; Bazı hataları oldu
fakat olsun. Hatalar,da insanlar için Türkiye bu durumdayken artık hiç birimizin
geriye dönüp eskilere bakmamamız gerektiğini düşündüm. En azından artık sayın
Bahçeli’de ipe un serip, armudun sapı, üzümün çöpü deme yerine; harekete az-çok
hizmeti dokunmuş ülkücüleri tekrar kucaklar ve bu sebeble, ülkücü harekete
LİDERLİK YOLUNDA ÇOK BÜYÜK ADIMLAR ATAR diye düşündüm.
Tekrar söylüyorum; ‘’Her ne niyetle olursa olsun 40. Yılımız münasebeti ile
kaleme alınan mektubu düşünenlerden yazılması için en ufak çaba harcayanlardan
ve zere miktarı’da olsa iyi niyetle katkısı olanlardan Allah razı olsun’’
dedikten sonrada malesef mektubun asıl varması gereken yüreklerede ulaşmış
olmadığının üzüntüsünüde yaşadığımın altını kalın bir çizgi ile
çiziyorum.
Böyle bir fırsat kırk yılda bir gelir, bu bakımdan böyle bir fırsatı başta
siyasilerimiz ve M.H.P yöneticilerimizin çok iyi değerlendirmeleri gerekirdi tam
kavrayıp değerlendirmeleri gerekirken, malesef tam manası ile algılayıp
tam kavrayamadıklarına inanıyorum. Hareket adına ülküde birlik adına
Türkiye’mizin birliği bütünlüğü adına derinden üzüntü duyduğumuda bir daha
söylemeden geçemeyeceğim.
Belki bazılarına göre yine ‘’Öküz altında buzağı arıyor olabiliriz’’
fakat; Yazdıklarımız iyi okunup Allah rızası için halis niyetle yazıldığı gibi
iyi niyetle okunup anlamak istediğinde niyetimizin ne kadar halis ve berrak
olduğunun ortaya çıkacak olduğunada tüm kalbimle inanıyorum.
Böyle bir fırsat ülkücülere 40 yılda bir gelir. Zira ikinci bir kırk yılı ne
ihraç edenler ne beğenmeyip gidenler, ve ne içten nede dıştan Türkiye’ye köpekçe
saldıranlar'la birlikte menfaat ve çıkarı için küskünlüğü sürdürmekte direnen,
taraflı tarafsız bütün soytarılarda göremeyecekler.
Allah biliyor fakat; ‘’öyle zannediyorumki’’ şu ahir zamanda yaşayan bizler en
azından dörtte üçümüz kesinlikle 2. Kırkıncı yılımızı göremeyeceğiz. Madem
hepimiz biliyoruz 2. Kırkıncı yılımızı yani 80.Şenliklerimizi göremeyeceğimizi o
zaman yüreklerimizde neden kin ve nefret yetiştiriyoruz.?
Herşeyi bir başkasından bekleyip çalışanları hep eleştirip karşıdakilerin
kafalarındaki çöpü görüp büyüterek anlatma yerine kendi gözümüzdeki merteği ne
zaman göreceğiz ?
Kin, nefret, kibir, hakir ve hor görme, küçük görme, adamdan saymama yerine
yüreklerimizde sevgi - saygı vefa fidanları yeşertsek ne olur bu anlamsız
düşmanlık niye.?
Mesela başta genel Başkan sayın Devlet Bahçeli birileri bana neder demeyip
‘’sadece Allah’ın rızasını düşünüp ''o'' mektubun peşinden birde samimi açıklama
yapsaydı’’ ve güzel niyetini perçinleme adına yazmış olduğum şu cümleleri
ekleseydi ne kaybederdi.?
Deseydiki;
Gönüldaşlarım bilerek veya bilmeyerek aramızda kırgınlıklar olmuş olabilir;
hatta bu kırgınlıklar benden veya sizlerden olmuşta olabilir. Bu bakımdan benim
hakkım geçmiş olan ülküdaşlarıma haklarımı helal ediyorum; Anamın ak sütü gibi
bende hakları olduklarına inandığım tüm ülküdaşlarımdan, gönüldaşlarımdan
Gazilerimizden ve aziz Şehitlerimizin geride kalanlarından helallik diliyorum
diyerek; Sözlerine devam etseydi 40. Yılımız münasebeti ile bilakis tarafımdan
gönderilmiş olan ''Mektup'' elinize geçmemiş veya size ulaşmamış olabilir, bu
hiç önemli değildir. Bu açık davetimiz tüm yürekleredir deseydi; ‘’Hani adaylık
için ülkücü olma şartı aramıyorlarya burada,da aramayıp hatta bırakın ülkücü
olmayı yüreğinde azda olsa M.H.P sevgisi Türkiye sevgisi Allah ve vatan sevgisi
adına en ufak bir kıvılcım taşıyan tüm kardeşlerim şenliğimize
davetlidir’’.
Deyip;
Başbuğ’suz M.H.P’mizin kuruluşunun kırkıncı yılını boynumuz bükük yetim gibi
kutlayacağız. Bu günümüzde bir birimize tutunmak kucaklaşmak yalnızlığımızı
kimsesizliğimizi unutmak ve omuz omuza sıkı sıkı tutunup dik durarak
Türkiye’mize sahip çıkmak adına sizleri tek tek M.H.P’mize yani hepimizin yuvası
olan BABA OCAĞIMIZA davet ediyorum. !
Deseydi.
Yazmış oldukları ‘’O’’ mektubun peşinden birde böyle bir samimi açıklama
yapsaydı ve yine peşine hiç birisini diğerinden ayırmadan. Bazı önde gelen dava
adamlarına, Ülkücü harekete emeği geçenlere ve hatta ömrünü Türk İslam ülküsü
ilel ebet yaşamalıdır diye; Sürgün geçiren ülkücüleri tek tek aramış olsaydı,
onlarında kırgın gönüllerini bizzat almış olsaydı. M.H.P genel başkanımız sayın
Devlet Bahçeli küçülürmü yoksa gönüllerde ve Allahın huzurunda yücelir ve
‘’LİDERLİK’’ yolunda çok büyük bir adımmı atmış olurdu .?
Şunun şurasında seçimlere iki ay kaldı. Bazı çatlak ağızların bu mektup seçim
yatırımından başka birşey değildir diklerinede inanmak istemiyorum. Fakat; Bu
mektubu yazmalarındaki maksatları oy içinse oy Allah rızası içinse Allah’ın
rızası sayın Bahçeli böyle bir adım atsaydı bu inceliği yapsaydı gönülleri
bürüyüp yüreklere girseydi nasıl olurdu.? İnsan ayırmadan adam kayırmadan,
taraflı tarafsız tek tek Allah rızası için herkeze soruyorum; ‘’Genel başkan
sayın Devlet Bahçeli’nin ve M.H.P’nin karşısında hangi güç durabilirdi.?’’
Diğer taraftanda bu mesajı alanlar pis nefislerini ayaklarının altına alıp, aynı
samimiyeti gösterip kim nederse desin bu işte Allah’ın rızası var diyerek; ‘’Bu
saatten sonra ecim cicim demeden Ankara’nın yolunu tutup böyle bir liderin
etrafını bürümek için koşsaydı.’’ Bizim önümüzde hangi parti hangi bölücü ve
hangi Ermenici geçinen hayinler durabilirdi.?
Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşı olduğunu inkar edip T.B.M.M. maaş alarak
dokunulmamazlık zırhına bürünüp birileri istiyor diye, biz pkk’ya terörist
diyemeyiz diye, yandaşlarına yaranmak adına, hangi yaban domuzu açıklama yapma
cesareti gösterebilirdi..?
Aaah. Ah.. Ah ulan ah. Vallahi bir birimize çokta uzak değiliz, azıcık anlayış
azıcık sevgi ve toprağın altını düşünüp; Vatanın bekası için insanca 1 dakika
düşünmek hepimize yetecektir.
Ey Bekir zaten beklemedin; Eğer ummuş beklemişsem namerdim. Varsın bana
davetiye göndermesinler. Hatta beni adamdan bile saymasınlar razıyım. Benim için
hiç önemi yoktur. Benim için Allah’ın rızası herşeyin üstündedir. Bunun içinde
kısmet olursa ölmezsem 7-8 Şubat’ta Ankara'da olacağım. Ülkücü harekette birlik
adına Türkiye’yi AKP’den ve meclisi dolduran hayin bölücülerden temizleme adına
ve en önemlisi Türk evladı olarak kendime vazife bilip Ankara’da olacağım.
Varsın isterlerse bizi şenliğin olacağı salona sokmasınlar. Genel merkezimize
koymasınlar hiç önemi yoktur.
Ülküdaşım, gönüldaşım herşeyi karşıdan bekleme yerine, karşılıklı anlayış adına
bir erdemlikte bizim gösterme zamanımız hala gelmedimi.? Genel merkez böyle bir
mektup yazmış ‘’O’’ şenliğe varanın bir yüzü varıpta içeri koymayanların iki
yüzü kara olsun.
Hareket olarak üstümüze serpilmiş ölü toprağını silkeleyip ''YA ALLAH
BİSMİLLAH'' deyip 7-8 Şubat’ta Ankara’da buluşalım.
Var mısın...?
Varım diyen; Gönüller asıl şimdi selam sizlere.
Uyumayan birisi... Bekir Akoğul