Hele, özel günlerde hediye paketlerini sabırsızlıkla açardım.
Çok aceleci olurdum çünkü herşeyden önce meraklıyımdır da. Arkadaşlarım hep, “..usta
bir bak bakalım kim hediye etmiş...” derken ben hep paketleri açmış bulunurdum.
Bugünlerde önümüzde bir paket var “illa beni açın..” diye yalvarıyor adeta.
Arkadaşlar şaşkınlıkla soruyorlar “..hayırdır Usta(?) açmıyormusun?”
“Bu “büyük” paketin nesini açayım arkadaş(?) içine kendinden “büyük” 10 paket
daha var.. hadi onu da geç içi görülen paketin nesini merak edip açayım(?) Hele
bir de böyle iki de bir aynı paketin süzünü değiştirip değiştirip önümüze
getirmenin ne alemi var (?)...karşınız da çocuk mu vaaar !?!”
İşte DTP’nin düzenlediği “Demokratik Toplum Kongresi Sonuç Bildirgesi” ve
teröristbaşının tekrarlanan şartları:
1- Anayasa’da Kürtlerin temel haklarının, bütün kültürlerin varlığının ve
kendini ifade etmesinin güvence altına
alınması.
2- Kürt ulus devleti yerine ortak devlet. (Öcalan’ın “demokratik cumhuriyet”
dediği.)
3- Kürtlere özerklik verilmesi. (Öcalan’ın özgür parçalar dediği.)
4- Özerk bölgeye bayrak ve sembol kullanma hakkının tanınması.
5- “Türk” yerine “Türkiyelilik”, “Türk ulusu” yerine “Türkiye ulusu” kavramının
kullanılması. (Başbakan Erdoğan’ın ve Öcalan’ın söyledikleri.)
6- Bölge meclislerinin kurulması.
7- Özerk Güneydoğu bölgesine pozitif ayrımcılık uygulanması.
8- Özerk bölge(ler)nin bir başkenti olması. (Diyarbakır’ın kabul edilmesi.)
9- Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılması, etnik kimlikle siyaset imkanı
tanınması. (Türk etnik partisi ve Kürt etnik partisi şekli.)
10- Türkiye için ileri sürülen bu modelin Irak, İran ve Suriye’de de uygulanması.
(Öcalan’ın dört ortak devlet şartı-KOMA-GEL-Büyük Kürdistan Projesi.)
İlkeler bazında Türkiye’nin önüne konan PKK şartlarının özeti böyle. Burada
Teröristbaşı dahil PKK’lılara siyasi af, Kürt kimliğinin tanınması gibi diğer
bir çok dayatma açıkça yer almıyor.
Başbakan Erdoğan’ın söylediği gibi açılımlar, kısa, orta ve uzun vadede
gerçekleştirilecektir. Kolay olanlar kısa vadede, daha zor ve dönüşümü
sağlayacak olanlar, anayasa değişikliği gibi, orta ve uzun vadede ele
alınacaktır.
NOT:
Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk
yaşadım ki, Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en
önden, Kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki.. Okudum,
okudum, anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde. Hem kızdım hem güldüm
halime.
Sonra dedim ki “söz ver kendine.” Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin. Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de
bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin. Öyle bir hayat
yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle çok değerliymiş ki zaman. Hep
acele etmem bundan, anladım…(Nietzsche’nin sevgilisi Salome’ye gönderdiği
mektuptan bir bölüm!)
devam edecek! |