AHMET GÖKOĞLU 28 Temmuz 1980 - Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Yaylacı
köyündendi. Ailece Ülkücü olup Adana’nın Mutlu mahallesi’nde oturuyorlardı.
34 yaşındaydı ve evliydi. Adana MHP. İl Yönetim Kurulu üyesi olarak görev
yapıyordu. Babası ve kardeşi ile birlikte Ramazan ayında teravih namazı için
mahallelerinde bulunan Muhammediye Camii’ne giderken, yolu üzerine pusu kurup
bekleyen komünist militanların açtıkları yaylım ateşi neticesi vurularak ağır
yaralandı. Hastahaneye kaldırıldıysa da, 36 saat sonra komadan çıkmayarak
şehit düştü.
Ahmet Gökoğlu’nu Adana’da bunaltıcı sıcaklarının yaşandığı bir Temmuz ayında
yitirdik. Gökoğlu, herkese nasip olmayacak derecede güzel bir rastlantıyla;
Ramazan ayında, tuttuğu orucun hazzıyla mesrur bir halde iken, evinin
yakınındaki bir camiye teravih namazı kılmaya giderken yolda pusu kurup bekleyen
komünist militanlar tarafından,vurularak şehit edildi.
Ahmet ağabeğ ile, çatılar uçuran fırtınalarla, sağanak yağmurların yarışa
tutuştuğu bir günde tanışmıştık, Mutlu mahallesinde... Teşkilatçılığı ve
cesareti ile kısa zamanda bütün Adana’da tanınır olmuştu. Her tarafı kızıl
franksiyonlarla kuşatılmış Mutlu mahallesi onun sayesinde işgale karşı koyuyor,
direniyordu. Şuurlu bir Türk milliyetçisi, samimi bir müslümandı. Çevresine
toplanan az sayıdaki mert ve fedakar insanla fikrinin haysiyet mücadelesini
veriyordu.
Onunla son olarak, şehadetinden hemen önce Ramazan ayı başlarında, Mutlu
mahallesindeki tek buluşma yerimiz olan Elazığ’lı Fazlı Dayı’nın kahvehanesinde
görüşmüştük. Sarı saçlı başı her zamanki gibi dik, gözleri sanki vaadedilen
cenneti seyredercesine parlaktı. Bir süre sohbet ettik, aklı fikri mahalleyi
işgal etmek isteyen komünistlerin planlarını nasıl bozacağındaydı. Ahmet
Gökoğlu, mücadele metotlarının her türlüsünü bilir, yerine göre gereken tavrı
almaktan da kaçınmazdı fakat, onu düşündüren, sabahlara kadar kesilmeyen silah
sesleri ve başladığı zaman da saatlerce süren çatışmalardı. “Küfre baş mı
eğeceğiz, komünistlere mahalleyi mi teslim edeceğiz..?” Etrafındaki bir avuç
ama kararlı arkadaşına ısrarla bu soruyu soruyordu. Elazığ’ın, Bingöl’ün mert
insanları, Sarız’ın, Tufanbeyli’nin yiğitleri hareketsiz bir şekilde
dinliyorlardı. Yaklaşan akibeti hissettiği halde azmi elden bırakmıyordu. İmanla
şehadet şerbetini içene kadar da bu şerefli kararından dönmedi.
Aile fertleri, her işinde başta gelen yardımcılarıydı. Gururla ve bıkıp
usanmadan ona destek oldular. Hele, “Abdullah Amca”sı, yaşına rağmen her zaman
cevvaliyetle ona kol kanat gerdi.
Bu sebeple sadece komünistlerin değil tümhainlerin de hedefi oldu.
Ahmet Gökoğlu, bulunduğu çevre ile birleşip bütünleşmek, halkla beraber mücadele
etmek, inançla her türlü zorbalığa karşı direnmek yönleri ile Ülkücü gençliğe
örnek olacak abide bir şahsiyettir. Yeni nesiller, onun şerefli mücadelesinden
ilham ve ibret alarak, bıraktığı bayrağı ötelere taşımak mecburiyetindedirler.
Bozuk düzene, emperyalizme, Türk ve İslam düşmanlarına karşı dün olduğu gibi
yarın da savaşacak Ülkücü Hareket, şehitlerinden oluşan manevi ordusu ile şimdi
daha da bir güçlenmiştir. Manevi iklimlerin sultanlarını bu vesile ile bir defa
daha anarken Allah’tan cümlesine rahmet etmesini dilerim. Ruhları şad olsun.
|